İstanbul’un Fotoğrafçıları İçin Saklı Hazineleri
Merhaba dostlar. Ben yıllardır İstanbul sokaklarını, tepelerini ve kıyılarını aşındıran bir fotoğraf gezginiyim. Her sabah erkenden kalkıp yeni bir kadraj aramak benim için tutku haline geldi. Bu yazıda size turistik rotaların dışında kalan, şaşırtıcı manzaralarıyla büyüleyen gizli fotoğraf cennetlerini anlatacağım. Hazırsanız başlayalım.
Bazen en güzel kareler kalabalığın bittiği yerde bekliyor insanı. Ben de tam olarak öyle yerleri arıyorum. Işığın yumuşak düştüğü, rüzgarın hafif estiği, renklerin birbirine karıştığı anları.
Çamlıca’dan Daha Sessiz: Alemdar Yokuşu ve Civarı
Alemdar Yokuşu’nu bilir misiniz? Eminönü’nden yukarı çıkarken sağa kıvrılan o dar sokak. Burası turistlerin genelde uğramadığı bir nokta. Özellikle sabah erken saatlerde buraya gidin. İstanbul’un gizli fotoğraf cennetleri arasında ilk sıralarda yer alıyor.
Duvarlarda eski İstanbul evlerinin kalıntıları, paslı balkon demirleri, sokağın sonunda beliren Boğaz manzarası… Işık tam karşıdan vurduğu zaman her şey altın rengine bürünüyor. Ben burada genelde 35mm lensle sokak detaylarını yakalıyorum. Bir de yan sokaklara dalın. Küçük bir kahve bulursunuz, orada oturan amcalarla sohbet ederken bile birkaç portre karesi çıkıveriyor.
Küçük Çamlıca Tepesi – Kalabalıktan Uzak
Herkes Büyük Çamlıca’ya koşarken ben Küçük Çamlıca’ya kaçıyorum. Burası daha sakin. Özellikle sonbaharda yaprakların kızardığı dönemde muhteşem oluyor. Fotoğraf çekmek için ideal bir nokta.
Tepeye vardığınızda İstanbul’un silueti ayaklarınızın altında uzanıyor. Kız Kulesi’nden Özgürlük Anıtı’na kadar her şey net görünüyor. Ben burada uzun pozlama denemeyi seviyorum. Bulutların akışını yakalamak için 10-15 saniyelik pozlar yeterli oluyor. Hafif sisli günlerde ise atmosfer inanılmaz romantik bir hal alıyor.
Balat’ın Arka Sokakları ve Merdivenleri
Balat’ı duymayan yoktur ama turistik caddenin dışına çıkınca bambaşka bir dünya başlıyor. Özellikle Fener’le birleşen o yokuşlu dar sokaklar… Renkli evler, asma katlar, eski Rum evlerinin kapıları.
Sabah 08:30 civarı ışık çok güzel düşüyor buralara. Duvarlardaki grafitilerle eski ahşap kapılar arasında harika kontrastlar oluşuyor. İstanbul fotoğraf noktaları arıyorsanız burayı kesinlikle listeden çıkarmayın. Bir de merdivenlere oturup bekleyin. Sokaktan geçen yaşlı teyzeler, okula giden çocuklar… Hayatın kendisi akıyor önünüzden.
Kandilli’deki Küçük İskelenin Sihri
Boğaz’ın en güzel ışıklarından biri Kandilli’de doğuyor bence. Özellikle kış aylarında sisli sabahlar burada inanılmaz fotoğraflar veriyor. İskelenin tahta platformunda durup karşı yakaya baktığınızda her şey yavaş yavaş beliriyor.
Ben burada çoğunlukla 50mm prime lens kullanıyorum. Netliği bozmadan arka plandaki silueti yakalamak için diyaframı f/2.8 civarında tutuyorum. Bir de vapur geçerken çekin. O buhar ve su sıçraması ile birlikte kadrajınız şahane olur.
Şile’ye Yakın Gizli Bir Cennet: Ağva ve Civarı
İstanbul’un içinde kalmak istemiyorsanız Ağva tam size göre. Yeşil ile mavinin buluştuğu, Göksu Deresi’nin denize kavuştuğu nokta. Burası özellikle uzun pozlama sevenler için harika.
Sabah erken saatte dere kenarına inin. Suyun akışını yumuşatmak için ND filtre kullanın. Ağaçların yansıması, taşların ıslak dokusu… Her şey birbirine cuk oturuyor. Ben burada saatlerce vakit geçiriyorum. Çünkü ışık her 15 dakikada bir değişiyor.
Topkapı Sarayı’nın Arka Bahçesi ve Gül Bahçesi
Turistler sarayın içini gezerken siz arka tarafa geçin. Özellikle gül bahçesi tarafı çok az biliniyor. Osmanlı mimarisinin en güzel detaylarını burada bulabilirsiniz.
Öğleden sonra ışık duvarlara vurduğunda taş oymalar inanılmaz derinlik kazanıyor. Ben genelde polarize filtre takıyorum ki yeşiller daha canlı çıksın. Bir de yere yaklaşıp makro çekimler yapıyorum. Güllerin yapraklarındaki çiğ damlalarıyla birlikte müthiş kareler çıkıyor.
Heybeliada’da Bisikletle Keşif
Adalara gittiğinizde kalabalık iskelelerden uzaklaşın. Bisiklet kiralayıp tepelere vurun. Özellikle Heybeliada’nın arka tarafındaki manastır yolları çok sessiz ve fotojenik.
Çam ağaçlarının arasından sızan ışık, denizin uzaktan görünen mavisine karışıyor. Burada zaman durmuş gibi. Ben burada hem geniş açı hem de telephoto lens taşıyorum. Çünkü hem geniş manzara hem de detay çekmek istiyorum.
Fotoğrafçılar İçin Pratik Tavsiyeler
Bu gizli noktalara giderken mutlaka yanınıza su ve atıştırmalık alın. Çünkü bazı yerlerde hiçbir şey bulamayabilirsiniz. Ayrıca ışık değişimini iyi takip edin. İstanbul’da ışık çok çabuk değişiyor.
Ben her zaman yanımda bir üçayak taşıyorum. Özellikle uzun pozlama için şart. Bir de yedek batarya. Çünkü soğuk havalarda pil çabuk bitiyor.
Siz de keşfettiklerinizi yorumlarda paylaşın lütfen. Belki bir sonraki yazıda sizin önerdiğiniz yerleri anlatırım. Unutmayın, en güzel kareler turist rehberlerinde yazmaz. Onları bulmak için sokakları arşınlamak lazım.
Şimdiden keyifli çekimler. Kadrajınız bol ışıklı, kalbiniz de huzurlu olsun.