İstanbul’da Fotoğraf Çekmek Neden Bu Kadar Özel?
Her sabah aynı şehrin sokaklarında uyanıyorum ama her seferinde yeni bir kare buluyorum. İstanbul fotoğraf noktaları bitmiyor. Işık değişiyor, martılar uçuşuyor, Boğaz’ın rengi bir anda laciverde dönüyor. İşte tam da bu yüzden fotoğraf makinesini sırtıma vurup yollara düşüyorum.
Bazı sabahlar Karaköy’de sisli bir hava olur. Diğer günler Beyoğlu’nda altın saat ışığı her şeyi bambaşka renklere boyar. Bu yazı boyunca sana gerçekten değer verdiğim, defalarca gittiğim ve her seferinde farklı kareler yakaladığım noktaları anlatacağım. Hazırsan başlayalım.
Galata Kulesi ve Çevresi – Klasik Ama Asla Sıkmayan
Galata’ya gün doğmadan gitmeni öneririm. Sokak lambaları hâlâ yanıyorken, turistler uyanmadan önce o eski taş merdivenleri tırman. Kulenin hemen altında dar bir sokak var. Oradan yukarıya doğru baktığında kule tam ortaya oturuyor. Arka planda hafif puslu İstanbul silueti… İşte o an deklanşöre basmak istiyorsun.
Ben genellikle 24-70mm lensle çalışıyorum burada. 35mm’de sokak hissi, 70mm’de ise kuleyi daha dramatik yakalayabiliyorsun. Akşamüstü ise kulenin tepesinden değil, biraz daha aşağıdan, Serdar-ı Ekrem Caddesi’nden çekmek daha samimi kareler veriyor.
Karaköy ve Bankalar Caddesi – Sokak Fotoğrafçılığının Kalbi
Burası benim favorilerimden. Özellikle yağmurlu günlerde ıslak kaldırım taşlarının yansıması inanılmaz güzel oluyor. İstanbul fotoğraf noktaları listemde Karaköy her zaman ilk üçe girer.
Minik bir detay: O eski bankaların önünde duran yaşlı amcalar, el arabasıyla simit satan abiler… Onlar olmadan kare eksik kalıyor. Ben genelde insanlara soruyorum, “Bir fotoğrafınızı çekebilir miyim?” diye. Çoğu zaman gülümseyerek kabul ediyorlar. O samimi anlar en güzel kareleri doğuruyor.
Çamlıca Kulesi’nden Panoramik İstanbul
Evet biraz turistik ama gün batımında oraya çıktığında tüm şikayetlerin uçup gidiyor. Özellikle sonbaharda havadaki o pus, şehri adeta yumuşak bir filtreyle kaplıyor. 360 derece dönebilen terastan hem Anadolu hem Avrupa yakasını aynı karede yakalayabiliyorsun.
Ben burada genellikle tripod kullanıyorum. Çünkü ışık azalınca uzun pozlama yapıp ışık izlerini de dahil etmek istiyorum. Eğer sen de denemek istersen polarize filtreyi unutma. Camdaki yansımaları azaltıyor.
Balat’ın Renkli Sokakları
Burası keşfetmesi en keyifli yerlerden biri. Daracık sokaklar, rengarenk boyanmış evler, merdivenler… Her köşe başı ayrı bir kompozisyon sunuyor.
Özellikle merdivenli bir sokakta, yukarıdan aşağıya inerken geniş açı lensle çektiğim karelerden biri hâlâ en sevdiğim fotoğraflarım arasında. Işık çok önemli burada. Öğlen saatlerinde sert gölgeler oluşuyor, o yüzden sabah 9-10 arası ya da akşamüstü 17:00’den sonra gitmeni tavsiye ederim.
Eyüp Sultan ve Pierre Loti Tepesi
Burada fotoğraf çekmek biraz farklı bir his veriyor. Daha dingin, daha ruhani. Özellikle sisli bir sabah Eyüp’te olmak… Haliç’in üzerinde yükselen o pus, minareler, tepedeki mezarlıklar… Kelimelerle anlatması zor.
Pierre Loti’ye çıkarken yol boyunca eski Osmanlı mezar taşlarını da fotoğraflamayı ihmal etme. Oradaki ışık ve gölge oyunu inanılmaz etkileyici.
Boğaz’da Tekne Turu ve Kıyı Şeridi
Bebek’ten Ortaköy’e kadar yürümeyi çok severim. Özellikle sonbaharda ağaçlar sararırken o yürüyüşün tadına doyum olmuyor. Rumeli Hisarı’nın hemen önündeki küçük park, gün batımında muhteşem ışıklar alıyor.
Eğer tekne turu yapacaksan, güneşin batış saatini iyi hesapla. Işık arkadan geldiğinde siluet fotoğraflar için harika oluyor. Ben genellikle 200mm lensle martıları ve tekneleri ayrı ayrı izole ediyorum.
Üsküdar ve Salacak Sahili
Burası özellikle uzun pozlama sevenler için cennet. Kız Kulesi’ni ön plana alıp arkadaki Kadıköy siluetini yakalamak istiyorsan tam nokta burası.
Sabah erken saatlerde balıkçılar teknelerini hazırlarken çok doğal kareler çıkıyor. Ben genelde ND filtre takıp 10-15 saniyelik pozlarla suyun ipek gibi akmasını sağlıyorum. Çok keyifli bir his.
Fotoğraf Gezginlerine Küçük Tavsiyeler
İstanbul’da fotoğraf çekerken en önemli şey sabır. Işık bazen tam istediğin gibi olmayabiliyor. O zaman bekle. Bir kahve al, etrafı izle. En güzel kareler genellikle beklenmedik anda geliyor.
Yanında mutlaka yedek batarya taşı. Çünkü şehir seni o kadar içine çekiyor ki pilin bitmesine fırsat vermiyor. Bir de rahat ayakkabı… Bu şehrin yokuşlarını biliyorsun.
En önemlisi de kendi ritmini bul. Herkesin popüler fotoğraflarını çekmek zorunda değilsin. Kendi gördüğün İstanbul’u anlat. İşte o zaman fotoğrafların gerçekten anlam kazanıyor.
Sen de keşfettiğin yeni bir İstanbul fotoğraf noktası biliyorsan yorumlarda paylaş. Belki bir sonraki yazıda birlikte gezeriz.