Boğaz Köprüsü’nden Daha İyisini Arıyorsanız Bu Yerleri Görmelisiniz - istanbulfotograf.net.tc

Boğaz Köprüsü’nden Daha İyisini Arıyorsanız Bu Yerleri Görmelisiniz

İstanbul’un En İyi Fotoğraf Noktaları: Boğaz Köprüsü’nden Daha Özgün Kareler

Her İstanbul ziyaretçisi ilk olarak Boğaz Köprüsü manzarasına koşuyor. Haklılar da. Ama bir süre sonra aynı kareleri çekmekten sıkılıyorsunuz. Ben de öyleydim. Ta ki şehrin daha sakin, daha farklı ışıklara sahip köşelerini keşfedene kadar. Bu yazıda size Boğaz Köprüsü’nden daha özgün, daha az kalabalık ve fotojenik yerleri anlatacağım. Hazırsanız başlayalım.

İstanbul’da fotoğraf çekmek bambaşka bir duygu. Özellikle sabahın erken saatlerinde veya akşamüstü o yumuşak ışık vurduğunda her şey değişiyor. Ben de yıllardır bu şehri gezip duruyorum. Her seferinde yeni bir açı, yeni bir renk tonu yakalıyorum.

Çengelköy Sahili – Boğaz’ın En Sakin Köşesi

Çengelköy’ü ilk keşfettiğimde saat sabahın altısıydı. Sis henüz kalkmamıştı. Boğaz Köprüsü uzaktan silik silik görünüyordu. Önümde ise balıkçılar teknelerini hazırlıyordu. O anda anladım ki burası tam aradığım yer.

Köprüye göre çok daha az turist var. Işık da daha yumuşak. Özellikle sonbaharda sarı-kırmızı tonlar suya yansıyor. Teleobjektifinizi alın, karşı kıyıdaki camileri de kadraja sokun. Sonuç inanılmaz oluyor.

Ben genelde 35mm lensle geniş açı çekiyorum burada. Ama 85mm de çok iyi iş çıkarıyor. Işık tamamen değişmeden önce 20-25 kare çekiyorum. Sonra da kahvemi alıp banka oturuyorum. Mutlaka deneyin.

Üsküdar Sahil Yolu ve Mihrimah Sultan Camii

Üsküdar sahili özellikle gün batımında başka bir âleme dönüşüyor. Boğaz Köprüsü burada da kadrajın bir köşesinde duruyor ama asıl yıldız Mihrimah Sultan Camii.

Camii’nin silueti köprüyle birleşince ortaya muhteşem kompozisyonlar çıkıyor. Özellikle mavi saatlerde (güneş battıktan 20-25 dakika sonra) renkler inanılmaz güzel oluyor. Mor, pembe, turuncu… hepsi bir arada.

Burada dikkat etmeniz gereken şey tripod. Çünkü ışık azalıyor ve uzun pozlama yapmanız gerekebiliyor. Ben genelde ISO’yu 100’de tutuyorum. Gürültüden nefret ederim.

Kuzguncuk’un Dar Sokakları ve Tarihi Evleri

Şimdi biraz daha içine kaçalım Boğaz’ın. Kuzguncuk tam bir fotoğraf cenneti. Özellikle son iki yıldır buraya sık gidiyorum.

Daracık sokaklar, eski Rum evleri, begonviller… Her köşe başka bir hikaye anlatıyor. Boğaz Köprüsü’nü de bazı noktalardan yakalayabiliyorsunuz. Ama asıl mesele sokak detayları.

Sabah erken saatlerde ışık evlerin arasında süzülürken inanılmaz güzel gölgeler oluşuyor. Ben burada hep prime lens kullanıyorum. 50mm tam bu iş için biçilmiş kaftan. Yürürken bir anda duruyorum. Çünkü bir pencere, bir kapı veya bir kedi mutlaka kadraja girmeyi hak ediyor.

Bebek Sahili ve Ortaköy’ün Arka Sokakları

Bebek’te klasik turistik noktalardan uzak durun. Sahilin biraz daha yukarısına, parkın iç kısımlarına gidin. Oradan çekilen Boğaz Köprüsü fotoğrafları çok daha samimi duruyor.

Ayrıca Ortaköy’ün arka sokaklarında da çok güzel noktalar var. Özellikle caminin arkasındaki tepelik alanda gün batımı muhteşem. Kalabalıktan uzak, kendi ritminizde çekim yapabiliyorsunuz.

Burada en sevdiğim şey renk kontrastı. Kırmızı, turuncu evler ile mavi Boğaz’ın birleşimi… İnsanın içini açıyor.

Polonezköy ve Belgrad Ormanı’ndan Boğaz Manzarası

Şehirden biraz uzaklaşmak isterseniz Polonezköy harika bir alternatif. Özellikle sonbaharda yaprakların renk değiştirdiği dönemde burası cennete dönüyor.

Belgrad Ormanı’nın bazı yüksek noktalarından da Boğaz Köprüsü’nü çok uzaktan, neredeyse siluet halinde görebiliyorsunuz. Bu da size çok farklı bir perspektif sunuyor. Drone kullanacaksanız izinleri unutmayın.

Fotoğraf Çekerken Dikkat Etmeniz Gerekenler

Bu noktalarda fotoğraf çekerken birkaç şeye dikkat ediyorum. İlk olarak ışık. İstanbul’un ışığı çok çabuk değişiyor. Bir anda her şey bambaşka renklere bürünüyor.

İkinci olarak kalabalık. Özellikle hafta sonları bazı noktalar çok dolu olabiliyor. O yüzden erken saatte gitmenizi öneririm. Hem ışık daha güzel hem de insan az.

Son olarak da ekipman. Ağır bir çanta ile bütün günü dolaşmak zor. Ben genelde bir gövde, iki lens (24-70 ve 70-200) ve hafif bir tripod ile çıkıyorum. Yeterince su ve atıştırmalık da yanınızda olsun. Çünkü zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.

Kendi Fotoğraf Noktalarınızı Keşfedin

En önemli tavsiyem şu: Benim yazdıklarımı aynen uygulamayın. Bunlar sadece başlangıç noktası. Kendi rotanızı bulun. Biraz kaybolmaktan korkmayın.

İstanbul o kadar zengin ki her seferinde yeni bir şey keşfediyorsunuz. Ben bile onca yıldır gezdikten sonra hâlâ “Aa burayı daha önce görmemiştim” dediğim yerler çıkıyor.

Siz de kameranızı alın, bir sabah erken saatte veya akşamüstü çıkın. Işığın peşinden gidin. Renklerin değişimini izleyin. Ve tabii ki Boğaz Köprüsü’nden daha güzel kareler yakalayın.

Keşfettiğiniz yeni noktaları yorumlarda paylaşmayı unutmayın. Belki bir sonraki yazımda sizin önerdiğiniz yerleri anlatırım. Işık hep güzel olsun.